REC Türkiye E-Haber Bülteni
4 Ocak 2010


BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 15. Taraflar Konferansı (COP15) ve Kyoto Protokolü’nün (KP) 5. Taraflar Buluşması (COP/MOP5), 19 Aralık 2009 Cumartesi öğleden sonra 15:36’da sonuçlandı.

Kopenhag, 2012 sonrası için adil ve sürdürülebilir bir iklim rejiminin şekillenmesi için Bali’de gerçekleştirilen COP13’de başlatılan 2 yıllık bir maratonun sonu olması açısından büyük bir öneme sahipti. Bali’de ortaya konulan yol haritası sonucunda iklim müzakereleri, BMİDÇS ve Kyoto Protokolü olmak üzere 2 hatta ilerlemesine ve 2012 sonrası yeni iklim rejimi için müzakerelerin Kopenhag’da sonlandırılması kararı ortaya konmuştu. Kopenhag zirvesi, COP15 (BMİDÇS), COP/MOP5 (KP), 2 adet yardımcı organlar (Yürütme Yardımcı Organı, SBI/ Bilimsel ve Teknolojik Danışma Yardımcı Organı, SBSTA), Uzun Dönemli İşbirliği Geçici Çalışma Grubu AWG-LCA (BMİDÇS) ve Kyoto Protokolü Geçici Çalışma Grubu AWG-KP (KP) olmak üzere aynı anda 6 resmi paralel süreçte yürütülen müzakerelere sahne oldu. Ayrıca, 16-18 Aralık 2009 tarihlerinde 115’e yakın dünya liderinin katılımıyla bir üst düzey oturum gerçekleştirildi. 2 hafta boyunca 40,000’den fazla akredite katılımcı tarafından takip edilen toplantılar ülke delegelerinin yanında sivil toplum kuruluşları, hükümetlerarası kuruluşlar ve medya tarafından da takip edildi. İklim müzakerelerini yıllardır takip eden deneyimli uzmanlar tarafından katılımcı sayısının yüksek olması tarihi bir olay olarak adlandırıldı. Peki Kopenhag’da 2012 sonrası için hukuki bağlayıcılığı olan bir anlaşmaya imza atılabildi mi? Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler müzakerelerin sonucundan mutlu mu? Sivil toplum sonuçtan umutlu mu? REC Türkiye olarak COP15 süresince güncel gelişmeleri, haberler ve röportajlar aracılığıyla sizlere aktardığımız güncelerimizin son sayısını müzakerelerin genel bir değerlendirmesine ayırdık. Süreç ile ilgili değerlendirmelerimizi; temel çıktılar, Kopenhag Uzlaşması ve yansımaları, COP 15’de özel sektör ve yerel yönetimler, COP 15’de REC ve COP 15’de Türkiye başlıkları altında bulabilirsiniz.


REC Türkiye E-Haber Bülteni


AB Çevre Müktesebatı ve Çevresel Sorumluluk Direktifi Tanıtıldı

“Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi” kapsamında, 29 Aralık 2009 tarihinde özel sektöre yönelik olarak düzenlenen “AB Çevre Müktesebatı ve Çevresel Sorumluluk Direktifinin Tanıtılması Paneli”, 36 temsilcinin katılımı ile İstanbul’da gerçekleştirildi.

Panele, Georges Kremlis (Bölüm Direktörü, Uyum Politikası ve Çevresel Etki Değerlendirme Bölümü, Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü), Prof. Dr. Hasan Fehim Üçışık (Hukuk Fakültesi Dekanı, Doğuş Üniversitesi), Mustafa Bağan (Genel Sekreter, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği) ve Zeynep Erben (Hukuk Müşaviri, Çevre ve Orman Bakanlığı) sunum ve konuşmalarıyla destek verdi.

Panel programı ve seminerde yapılan sunumlar REC Türkiye web sitesinden indirilebiliyor: http://www.rec.org.tr/?module=training&item=training_info&training_info_id=195

 

Çevre Denetçileri Eğitimleri Gerçekleştirildi

Temel proje yararlanıcısı olan Çevre ve Orman Bakanlığı ile işbirliği içinde REC Türkiye tarafından yürütülen “Çevre Alanında Kapasite Geliştirme” projesi kapsamında, 22-23 Aralık 2009 tarihlerinde Çevre Denetçileri Eğitimleri Ankara'da gerçekleştirildi. Çevre ve Orman Bakanlığı denetçilerinin katılımı ile düzenlenen eğitim, proje kapsamında çevre denetçilerine yönelik olarak  planlanmış olan yedi eğitimin ilk ikisini oluşturuyordu. Her iki gün de 20 denetçinin katıldığı eğitimlere Robert Bakx sunumları ile katkı sağladı. Diğer beş eğitim ise il müdürlüklerine yönelik olarak gerçekleştirilecek.

Sivil Toplum Kuruluşları Habitat Direktifi için Buluştu

AB Habitat Direktifi’nin Uyumlaştırılması ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü başlıklı seminer, ana yararlanıcısı Çevre ve Orman Bakanlığı olan ve REC Türkiye tarafından yürütülen “Çevre Alanında Kapasite Geliştirme” projesi kapsamında düzenlendi.

Avrupa Birliği Çevre Müktesebatı kapsamında yer alan Habitat Direktifi, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin korunması gerekli olan alan ve türlerini nasıl belirleyeceklerini ve bir ağ olarak nasıl koruyacaklarını açıklayan bir yönetmelik. Habitat Direktifi’nin Türkiye ulusal mevzuatına uyumlaştırılması ve sonrasında uygulanması sürecinde sivil toplum kuruluşlarının da önemli işlevleri olacak.

Sivil toplum kuruluşlarının Habitat Direktifi hakkında bilgilenmesi ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan uzman ve yöneticilerin aktif rol üstlenmesine katkı sağlamayı hedefleyen seminer, 17 Aralık 2009 tarihinde İstanbul’da Ortaköy Princess Hotel'de gerçekleştirildi.

Seminer programı ve seminerde yapılan sunumlar REC Türkiye web sitesinden indirilebiliyor: http://www.rec.org.tr/?module=training&item=training_info&training_info_id=191

Çevresel Bilgiye Erişim ve Sivil Toplum Semineri

Temel proje yararlanıcısı olan Çevre ve Orman Bakanlığı ile işbirliği içinde REC Türkiye tarafından yürütülen “Çevre Alanında Kapasite Geliştirme” projesi kapsamında, AB Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi’nin Uyumlaştırılması ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü başlıklı seminer 18 Aralık’ta İstanbul Ortaköy Princess Hotel’de düzenlendi.

Seminer, sivil toplum kuruluşlarının “Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi”nin içeriği hakkında bilgilenmesini, bu direktifi nasıl kullanacaklarını ve bu süreç esnasında üzerlerine düşen rolleri kavramasına katkı sağlamayı amaçlıyordu.

Seminerde, ilgili AB direktifinin incelenmesinin yanı sıra; STK’ların AB direktiflerinin uygulanması aşamasındaki rolleri incelendi ve katılımcıların ve eğitimcilerin karşılıklı etkileşim içerisinde gerçekleştirdikleri grup çalışmaları ve örnek durum incelemeleriyle konunun detaylı olarak tartışılması sağlandı.

Seminer programı ve seminerde yapılan sunumlar REC Türkiye web sitesinden indirilebiliyor: http://www.rec.org.tr/?module=training&item=training_info&training_info_id=193

AB Çevre Müktesebatı Semineri

Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi kapsamında, “AB Çevre Müktesebatı Semineri” 22 Aralık 2009 tarihinde Ankara’da Bilkent Otel’de gerçekleştirildi. Çevre ve Orman Bakanlığı çalışanlarının çoğunluğu oluşturduğu seminerde Sanayi ve Ticaret, Sağlık, Ulaştırma, Tarım ve Köyişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıkları’ndan temsilciler de katıldı. Avrupa Birliği’nin Yapısı, AB Müktesebatı, AB Çevre Müktesebatı gibi konuların ele alındığı seminerde konuşmacı olarak AB Uzmanı Can Baydarol ve REC Türkiye Direktör Yardımcısı Kerem Okumuş yer aldı.

Proje Geliştirme Eğitimi

Çocuklarımızın hayallerini gerçeğe dönüştürmek amacıyla  'Hayalden Gerçeğe'  projesini hayata geçiren Procter & Gamble;  Darüşşafaka öğrencilerinin sanat, kültür, spor ve çevre konularında, kendi projelerini geliştirmelerini destekleyerek  geleceğin liderleri olmaları için onları teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda REC Türkiye öğrencilerimizin proje fikirlerini geliştirme ve uygulama aşamalarında onlara yol göstermek ve "Proje Geliştirme" kavramı ile onları tanıştırmak için  16-17 Aralık 2009 tarihlerinde iki gün boyunca Darüşaffaka İstinye kampüsünde öğrencilerimize "Proje Geliştirme Eğitimi" vermiş ve  geleceğin liderlerine ışık tutmanın mutluluğunu yaşamıştır. PG "Hayalden Gerçeğe" projesi ile Darüşaffaka öğrencilere iki yıl süresince geliştirecekleri projelerine  1 milyon TL lik finansal destek sağlayacak.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.rec.org.tr/module=press&item=press_news_homepage&news_homepage_id=67

Üyelik Müzakerelerinde Çevre Faslı Açıldı

21 Aralık’ta Brüksel’de düzenlenen Hükümetler Arası Konferans’ta Türkiye’nin çevre müzakere başlığı açıldı. Türkiye böylece, üyelik sürecindeki toplam 35 fasıldan 12’sinde müzakereleri başlatmış oldu. AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, yaptığı konuşmada, çevre müzakere başlığının açılmasının önemine vurgu yaparak "Türkiye'nin AB treni rayında ilerlemeye devam ediyor," dedi.

 

TBMM Çevre Komisyonu Başkanvekili Hatay Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Avrupa Birliği (AB) müzakerelerindeki en zor başlığın çevre olduğunu belirterek, “Türkiye bu başlıktaki çalışmalar için yaklaşık 86 milyar avro yatırım yapacak,” açıklamasını yaptı.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.dw-world.de/dw/article/0,,5043072,00.html

 

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=971541&Date=29.12.2009&CategoryID=85

Binalara 'Enerji Kimlik Belgesi' Zorunluluğu

Aralık ayında inşaat sektöründe yeni bir uygulama başladı. Buna göre; artık binaların ısıtma, soğutma, aydınlatma vb. için ne kadar enerji harcadığını ve atmosfere ne oranda sera gazı salımı yaptığını belgeleyen kimlikleri olacak. XPS Isı Yalıtımı Sanayicileri Derneği, artık enerji kimlik belgesi ile birlikte ısı yalıtımının zorunlu olduğunu, ancak tüketicileri yalıtıma yönlendirecek finansal teşviklerin hâlâ eksik olduğunu bildirdi.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.arkitera.com/h48376-enerji-kimliginiz-lutfen.html

Naylon Poşete Karşı Girişimler

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde naylon poşet kullanımını azaltmak için çalışmalar yapılıyor. İstanbul Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, 1 Mart’tan itibaren Kadıköy’de naylon poşet kullanımını yasaklarken, Ordu Valiliği üniversite ile ortaklaşa yürüttüğü kampanyayla bez torba kullanımını artırmaya çalışıyor. Valilik bu amaçla ilde bez torba dağıtımı yapıyor.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ntvmsnbc.com/id/25037798/

http://www.ntvmsnbc.com/id/25035278/

Kardemir Atık Gazlardan Elektrik Üretecek

Kardemir, demir-çelik üretimi sonucu doğaya saldığı gazdan elektrik üretmek üzere yeniden yapılanıyor. Türkiye Kalkınma Bankası’ndan 41 milyon dolar kredi alan Kardemir, tesisleri bünyesinde 50 megawatt’lık (MW) elektrik santrali kuracak. Genel Müdür Fazıl Demirel yaptığı açıklamada, enerji yatırımına yıllık 60 milyon dolar civarında bütçe ayırdıklarını, bu yatırımla birlikte 30 milyon dolar tasarruf sağlayacaklarını belirtti.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.naturalhaber.com/haber_detay.asp?haberID=3783

Yeni Dönem Başkanı İspanya

İspanya 1 Ocak’tan itibaren dördüncü defa AB dönem başkanlığı görevini üstlenecek. 6 ay süreyle dönem başkanlığı yapacak olan İspanya’nın öncelikleri ekonomi, Lizbon anlaşmasının uygulanması, cinsiyet ayrımcılığının önüne geçilmesi ve Avrupa’nın küresel liderlik gücünün arttırılması. Kopenhag çıktılarının yönetilmesi konusu da yine İspanya’nın dönem başkanlığının öncelikli konularından olacak.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.dailystar.com.lb/article.asp?edition_id=1&categ_id=2&article_id=110192

AB Çevre Bakanları Toplandı.

22 Aralık’ta Brüksel’de AB çevre bakanları arasında düzenlenen toplantıda Kopenhag’da düzenlenen BM İklim Değişikliği Konferansı’nda alınan sonuçlar tartışıldı. Bakanlar Kopenhag’dan çıkan sonuçları hayal kırıklığı olarak değerlendirirken AB’nin iklim değişikliğinde liderliğini ve istekliliğini devam ettirmesi gerekliliği görüşünde birleştiler. 15- 17 Ocak 2010’da AB çevre bakanları İspanya’nın Sevilla şehrinde tekrar bir araya gelerek görüşmelerini sürdürecekler.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.se2009.eu/en/meetings_news/2009/12/23/environmental_results_during_the_swedish_eu_presidency

AB'de "Kimyasal Kokteyl" Tartışması

22 Aralık Salı günü AB çevre bakanları bir araya gelerek Avrupa Komisyonu’ndan “kimyasal kokteyl” konusunda yasadaki açıkların kapatılmasını ve harekete geçilmesini istedi. Bakanlar, Komisyon’dan 2010’da kimyasal karışımların endokrin dengesini nasıl bozduğunu ve yürürlükteki mevzuata dayanarak bununla nasıl baş edilebileceğini ve daha sonra 2011’de gerekli görülürse yeni yasalar yapılmasını göz önünde bulundurmalarını istediler. Bilimciler, kimyasal kokteyl adı verilen karışımlardan bazılarının, günlük evsel kullanımda, örneğin ayakkabılar, mama şişeleri, teneke kavanozlar, DVD’ler, yer karoları gibi yaygın kullanılan ürünlerde de bulunduğuna dikkat çekiyor. Zararlı etkileri ise en fazla çocukluk döneminde görülüyor.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.euractiv.com.tr/cevre/article/abde-kimyasal-kokteyl-tartismasi-008263

Polonya’dan Ambalaj Atıkları Yasası’na Destek

Polonya, ambalaj atıklarına ilişkin ulusal mevzuatını, AB yasası düzenlemeleri doğrultusunda güçlendirme hazırlığında. İşletmelerin kayıt defterleri ambalaj atık yönetimini içerecek ve bu da Polonya’nın 2014 atık geri dönüşümü ve kazanımı hedeflerine ulaşması bakımından büyük bir ilerleme olacak. Polonya’nın geri dönüşüm hedefleri ise, ‘yüzde 22.5 plastik, yüzde 50 alüminyum ve çelik, yüzde 60 kağıt/ karton/ cam ve yüzde 15 ahşap’ şeklinde.

Ayrıntılı İngilizce Bilgi İçin: http://www.endseurope.com/index.cfm?go=22965

Tutuklu Bulunan Eylemciler için Facebook’ta Destek Kampanyası

Danimarka Yüksek Mahkemesi’nin kararıyla Greenpeace’den dört iklim eylemcisi, yılbaşını Kopenhag’da hapiste geçirecek. Hollanda, Norveç, İspanya ve İsviçre uyruklu dört iklim kahramanı, geçen Perşembe günü Kraliçe Margrethe II’nin Kopenhag iklim zirvesine katılan devlet başkanlarına verdiği davet sırasında, kırmızı halı üzerinde yaptıkları eylemden sonra tutuklanmışlardı. Eylemcilerin serbest bırakılmaları için Greenpeace Akdeniz’in Facebook sayfasında destek kampanyası başlatıldı.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.greenpeace.org/turkey/news/gala4_facebook241209

Galata Kulesi’nden İklim Mesajı: İşimiz Kopenhag’da Bitmedi!

Kopenhag iklim zirvesinin hayal kırıklığıyla bitmesinin ardından, Greenpeace tarihi Galata Kulesi’nin üzerine Türkçe, Arapca, İbranice ve İngilizce olmak üzere dört dilde ‘Kopenhag: İşimiz bitmedi!’ mesajını projeksiyonla yansıttı. Greenpeace bu eylemiyle Kopenhag sürecini tıkayan büyük devletlerin yanı sıra, Ortadoğu liderlerini de çok geç kalmadan daha güçlü ve yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşmayla iklim değişikliğini engellemeye çağırdı.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.greenpeace.org/turkey/news/galata_isimiz_bitmedi211209

 

Bisikletten Yeni Yıl Ağacı

Londra Bermond Meydanı’ndaki yeni yıl ağacı 35 bisikletin tekerleğinden yapıldı. Tasarımcı mimar Sarah Wigglesworth, yeni yıl ağacını yapmak için ihtiyaç duyduğu bisikletleri Re-cycle adlı sivil toplum kuruluşundan aldı. Bu kuruluşun çalışanları, İngiltere'de kendilerine bağışlanan eski bisikletleri onararak Afrika'da ihtiyacı olan insanlara yolluyorlar. Yeni yıl ağacının hayata geçmesi için çaba harcalayanlar şöyle söylüyor: "Bu ağaç yıllarca kullanılabilir. Çünkü ağacı tasarlarken sökülebilir ve depolanabilir şekilde tasarladık. Bu ağaç bizim için önemli. Bu ağaç sayesinde Londra'da yaşayan insanlara bisiklete binmenin önemini hatırlatabileceğiz."

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ntvmsnbc.com/id/25036401/

Aynı Koyda Yine Çevre Felaketi

ABD’nin Alaska eyaletinde 20 yıl önce Exxon-Valdez tankerinin kaza yaptığı koyda, bu kez petrol yayılmasını önlemede kullanılan römorkörü kaza yaparak çevreye motorin saçtı. ‘Crowley Denizcilikşirketinin römorkörü, Exxon-Valdez’in 11 milyon varil ham petrol dökerek doğayı kirlettiği yer olan Prens William Koyu’nda sığ kayalığa oturdu. Römorkörün iki yakıt tankından 126.8 ton motorin denize döküldü. Bu miktar, 500 tonluk dev römorkörün taşığı yakıt miktarının dörtte birini oluşturuyor.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspxaType=RadikalDetay&ArticleID=971102&Date=28.12.2009&CategoryID=85

Norveç Yeni Enerji Kaynağı Buldu

Dünyada başka örneği olmayan osmotik enerji santrali projesi, tatlı suyla tuzlu suyun birleşmesi sırasında oluşan basınç farkını kullanarak enerji üretmeyi öngörüyor. Osmotik enerji üretme esasına göre, iki su kütlesi arasına yarı geçirgen bir tabaka yerleştiriliyor; tatlı suyun, seyreltmek üzere doğal olarak tuzlu suya yönelmesi basıncı yükseltiyor. İki su kütlesi arasındaki akım, türbinle elektrik ve ısı üretiminde kullanılıyor. Statkraft şirketinin başkanı Bard Mikkelsen, bu projenin, küresel ısınmanın yol açtığı sorunlar karşısında önemli bir çözüm seçeneği sunabileceğini söyledi.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ntvmsnbc.com/id/25024783/#storyContinued

Karbon Piyasası Sallanıyor

Yasal açıdan bağlayıcı olmayan ve zirveye katılan delegelerin resmen onaylamadıkları anlaşma uzmanlar tarafından “işe yaramaz” bir metin olarak nitelenirken anlaşmaya bir darbe de piyasalardan geldi. Avrupa Birliği (AB) karbon tahsislerinin, yaklaşık bir yıllık dönemin en düşük seviyesine inmesiyle karbonun tonu yüzde 8.7 düşerek €12.40’tan işlem gördü.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.euractiv.com.tr/cevre/article/kopenhag-iklim-fiyaskosu-karbon-fiyatlarini-dusurdu-008215

Yuvarlakçay'da HES'e Karşı Eylem Sürüyor

Muğla'nın Köyceğiz ilçesindeki Yuvarlakçağ ırmağına kurulacak hidroelektrik santraline (HES) tepki günden güne büyüyor. Santral inşaatı yüzünden 300 yıllık çınar ağaçlarının kesilmesi, çevrecileri çileden çıkardı. Santralin yapılacağı yerin yakınındaki Pınar Köyü’nde toplanan yaklaşık 3,000 kişi Yuvarlakçay’ın su kaynağına doğru yürüyüşe geçti. Akfen Holding’e bağlı Beyobası Enerji Üretim A.Ş. tarafından kurulacak ve 48 yıl işletilecek santrale tepki içeren yazıların bulunduğu dövizler ve Türk bayrakları taşıyan köylüler, çevreciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan kalabalık gruba, Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün, Muğla milletvekilleri Ali Arslan ve Güray Ergin’in yanı sıra, müzisyen Leman Sam ve bazı Hollandalı ziyaretçiler de destek verdi. 10 kilometre boyunca süren yürüyüşün ardından, kesilen asırlık çınarların yerine 35 fidan dikildi. Ali Arslan, Yuvarlakçay’daki ağaç ve doğa katliamını TBMM gündemine taşıyacağını söyledi.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/12/22/muglada.hes.tepkisi.cevreciler.eylemde/556365.0/index.html

WWF'den Fındık Uyarısı

Dünya Doğayı Koruma Vakfı  WWF'den Türkiye ve İspanya'ya fındık üretimi konusunda uyarı geldi. Dünyada en çok fındık üretimi yapan Türkiye ve İspanya, WWF tarafından yetiştirme usulleri ve sulama yöntemlerinden dolayı uyarıldı. Almanya'nın fındık ihtiyacının üçte birini karşılayan Türkiye hakkında WWF sözcüsü August, ellerinde yeterince verinin bulunmadığını ve mevcut kötü durumun değişikliği için hükümetin bir önlem paketinin de olmadığını iddia etti. August, sürdürülebilir olmayan ve su kaynaklarının aşırı tüketildiği tarımcılık yöntemlerinin İspanya, Türkiye, Yunanistan ve İtalya'da oldukça yaygın olduğunu ifade ederek, AB'nin gelecekteki tarım sübvansiyonlarını, yasal ve sürdürülebilir sulama yapıldığının kanıtlaması şartına bağlamasını talep etti.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.tumgazeteler.com/?a=5820998

ÇED Toplantısı Terk Edildi

İzmir’in Urla ilçesine bağlı Demircili Köyü yakınlarında kurulması planlanan orkinos balık çiftliği, çevrecileri harekete geçirdi. Çiftliğin Sığacık Körfezi’ni kirleteceğini savunan çevreciler, Urla’da orkinos çiftliğiyle ilgili düzenlenen ÇED toplantısını terk etti. Seferihisar Çevre Koruma Derneği Başkanı Vahdi Sarıkaya, toplantının halkı bilgilendirme amacı taşıdığını, ancak vatandaşların orkinos çiftliklerini istemediğini söyledi. Daha önce Demircili Köyü’nde yapılan aynı amaçlı toplantıda bu görüşün bildirilmesine karşın tekrar bir araya gelinmesini manidar ve yasalara uygun bulmadıklarını ifade eden Sarıkaya, diğer çevrecilerle birlikte toplantıyı terk etti. Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği Ege Temsilcisi Ümit Bora ise, “çevreye verdiği zarar, yargı kararıyla kanıtlanan, Antalya’dan bu nedenle kovulan şirketin şimdi Sığacık Körfezi’ni seçmesi üzücüdür,” dedi.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/13260223.asp

Temel Çıktılar

 

COP15’de göze çarpan en önemli nokta, 2 hafta süren müzakerelere katılım sağlayan müzakere heyetlerinin üst düzey temsilcilerden oluşması (ilk hafta bakanlar ikinci hafta başkanlar) ve de müzakerelere katılım sağlayan gözlemci kuruluş temsilcilerinin sayısındaki fazlalıktı. 115 devlet başkanının katılım sağladığı üst düzey toplantılardan genel beklenti, hukuki bağlayıcılığı olan bir resmi anlaşma metninin ortaya konmasıydı. Ama geriye dönülüp bakıldığı zaman çıkan sonuç ise herhangi bir hukuki bağlayıcılığı olmayan bir uzlaşma metni. 2012 sonrası iklim rejiminin şekillenmesi için COP13’de başlatılan resmi sürecin son adresi olarak belirtilen bu zirvenin, kamuoyundan gelen yoğun baskı da göz önüne alınarak 2012 sonrasına yönelik resmi bir metnin ortaya konması konusunda devlet başkanlarının liderliği üstlenmelerine yol açtı.
İlk haftanın ilk günlerinden akıllarda kalan en önemli manzara ise askıya alınan müzakereler ve basına sızan alternatif müzakere metinleri oldu. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, hatta en şaşırtıcı olan nokta ise gelişmekte olan ülkeler de kendi içerisinde birçok noktada fikir ayrılığına düştüler. Tuvalu’nun liderliğinde Cook Adaları, Barbados and Fiji gibi küçük ada ülkeleri ve Sierra Leone, Senegal ve Cape Verde gibi fakir Afrika ülkeleri, küresel ortalama sıcaklık artışının 1,5 oC ve buna karşılık gelen 350 ppm CO2 birikiminde sınırlı tutulması gerekliliğini bir kere daha ortaya koyarak, gelişmiş ülkeler ve bazı gelişmekte olan ülkeler tarafından önerilen 450 ppm değerinin dünyanın ve özellikle kendi ülkelerinin gelecekleri için birer tehdit olduğunu ortaya koydu. Tuvalu ve diğer küçük ada devletleri varlıklarını sürdürmek için savaşlarını sürdürürken gelişmiş ülkeler ve Çin ve Hindistan gibi yükselen ekonomiye sahip ülkeler de ekonomik büyümelerini garantilemek isteği içerisinde ilerlediler. Tuvalu, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere salım azaltım sorumluluğu yükleyen, Kyoto Protokolü’nden daha sıkı hükümlere sahip ve KP ile beraber ilerleyen yeni bir anlaşma süreci önerirken, Çin ve Hindistan gibi gelişmiş ülkeler Tuvalu’nun bu teklifine destek vermedi. Bu da gelişmekte olan ülkelerin de kendi içlerindeki ayrılığın güçlü bir kanıtıydı. Resmi müzakerelerin dışında koridorlarda bulunan binlerce katılımcı ise Tuvalu’ya desteklerini gösteriler ile ortaya koydu.
Müzakerelerin sıklıkla askıya alındığı ilk hafta tartışılan en önemli konulardan bir diğeri de Sözleşme ve Kyoto Protokolü hattı için ülkelere 11 Aralık 2009 tarihinde sunulan müzakere metinleriydi. KP hattında sunulan 27 sayfalık metinde; gelişmiş ülkelerin 2012 sonrası sera gazı salım azaltım hedefleri, salım ticareti ve proje temelli mekanizmalar ve arazi kullanımı ve ormancılık ile ilgili seçeneklerin tartışıldığı bir metin hükümetler için masaya yatırıldı. Diğer bir hat olan Sözleşme hattında ise ortak vizyon, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için azaltım, uyum, finansman ve teknoloji transferi konusunda seçeneklerin belirtildiği, 7 sayfalık müzakere metni gündemdeydi. Bu metinlerin her ikisi de belirsizliklerle dolu ve her bir tartışma konusu için anlaşmaya varılamayan noktaların çokluğu her iki metinde de dikkat çekiyordu. Sözleşme hattında ortaya konulan taslak metinde, küresel ortalama sıcaklık artışının 2oC mi yoksa 1,5 oC ile mi sınırlandırılacağı, tüm tarafların 2050 yılı itibariyle 1990 referans yılına göre küresel sera gazı salımlarını en az %50 mi, %85 mi yoksa %95 mi azaltacağı, gelişmiş ülkelerin sera gazı salım azaltım değerlerinin 1990 yılı referans alındığında en az %75 mi yoksa %95’i aşacak şekilde mi azaltacakları konusunda, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin içinden bir türlü çıkamadığı bir dizi tartışmaya yol açtı. Bir diğer yandan da basın yoluyla kamuoyuna akseden yeni anlaşma metni taslakları uluslararası gündemi yoğun bir şekilde meşgul etti. Sekretarya tarafından kamuoyu ile paylaşılan müzakere metinleri ile ilgili tartışmalar ise ilk hafta sonunda sınıfta kaldı. İlk haftanın sonucunda sivil toplum ise Kopenhag’da ülkelerin iklim krizinin çözümüne yönelik sergilemiş olduğu bu yavaş tavra cevap olarak, 12 Aralık 2009 Pazar günü binlerce kişinin katılımıyla Kopenhag kentinde, müzakerelerin gerçekleştirildiği Bella Center’a bir yürüyüş gerçekleştirdi. İlk haftanın sonunda Kopenhag kenti, 12 Aralık 2009 Cumartesi günü katılımcı sayısı kimi kaynaklara göre 40,000 ile 100,000 arasında belirtilen renkli gösterilere sahne oldu.
Özellikle 12 Aralık Cumartesi günü Bella Center’da sivil toplumun gösterileri sebebiyle bir sessizlik hakimdi ve bütün gün boyunca gösteriler ekranlardan müzakerecilerle paylaşıldı. Küresel iklim krizinin çözümü için sürdürülebilir ve yüksek hedefleri olan bir uluslararası anlaşmanın sağlanması için gerekli baskının sağlanması sorumluluğu sivil topluma düştü. BMİDÇS süreçlerine sivil toplumun katılımı, gözlemci sivil toplum kuruluşları tarafından sağlanıyor. BMİDÇS süreçlerini takip edebilmek için STK’ ların çevre, özel sektör, araştırma kuruluşları, yerel yönetimler, yerel halklar ve ticaret odalarını temsilen oluşturulan eşgüdüm komitelerine üye olmaları bekleniyor. BMİDÇS Sekretaryası tarafından gözlemci kuruluşların odak noktalarına ilk haftanın sonunda ulaştırılan haber ışığında, müzakerelerin ikinci haftasından itibaren iklim müzakerelerini takip edecek olan gözlemci kuruluş katılımcı sayılarına sınırlama getirileceği haberi oldu. İkinci hafta ile başlatılan üst düzey toplantılardan öncelikli olarak güvenlik gerekçesiyle getirilen bu karar, tüm dünyanın gözü, 2012 sonrası iklim rejimi ile ilgili çıkacak haberlere dönmüşken, görüşmelerin bu sene en çok eleştiri alan şeffaflığına dair eleştirileri destekleyecek şekildeydi. Bu gelişme de, son derece karmaşık bir yapıda ilerleyen müzakere sürecinin kamuoyu tarafından algılanmasına ve sürecin şeffaflığına büyük bir darbe vurdu.
Kopenhag’da ikinci hafta ise başkanların gelişiyle beraber bir değişimin yaşanıp yaşanamayacağı merakı ile başladı. COP15 öncesinde 2009 yılı içerisinde yoğun bir şekilde geçen müzakereler sonucunda uyum, gelişmekte olan ülkelerde ormanların bozunmasının ve ormansızlaşmanın azaltılması ve korunması (REDD+), teknoloji konularında ivme kazanılmışken, finansman ve azaltım konularında kaydedilecek gelişmeler konusunda aranılan sorulara COP15’in ikinci haftasında da beklenilen cevaplar bulunamadı. Beklenti adil, sürdürülebilir ve hukuki bağlayıcılığı olan bir anlaşma metni iken sonuçta çıkan bir “Kopenhag Uzlaşması” oldu. 19 Aralık 2009 Cumartesi günü gece yarısından sonra son hali verilen metinin mimarları arasında ABD, Çin, AB, Brezilya, Hindistan, G.Kore, Meksika ve bir dizi Afrika ve Ada Devletleri yer alıyor. 8 taslak metin ve de 115 devlet liderinin bütün gün görüşmeleri sonucunda oluşturulan bu metnin BM standartlarına göre yeterince şeffaf bir süreçte yapılıp yapılmadığı konusu ise birçok kaynağa göre tartışmaya açık. Venezuela, Bolivya, Küba ve Nikaragua gibi gelişmekte olan ülkeler de oldu bittiye getirilerek hazırlanan Kopenhag Uzlaşması’nı reddetti. Sayısı az olsa da bu ülkeler, sürecin işleyişi ve sonuç ile ilgili hayal kırıklıklarını ortaya koydu. Karşı çıkan ülkelerden Tuvalu sürecin şeffaflığı konusunda kaygılarını dile getirirken, Sudan ise Kopenhag Uzlaşmasının Afrika için bir intihar olacağını belirterek yeni süreç ile ilgili kaygılarını ağır bir biçimde dillendirdiler. (Kaynak: ENB).

 

 

 

 

Kopenhag Uzlaşma Metni

Kopenhag Uzlaşması, herhangi bir hukuki bağlayıcılığı olmayan bir niyet metni. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin nihai hedefine ulaşmak amacıyla maksimum sıcaklık artışı için 2oC hedefi koyan Kopenhag Uzlaşması kimileri tarafından zayıf kimileri tarafından da önemli bir başlangıç olarak değerlendiriliyor. Ancak oluşturulması sürecindeki şeffaf olmayan işleyişin ötesinde özellikle de gelişmiş ülkelerin azaltım çabalarıyla ilgili zayıf hükümlere sahip. Gelişmiş ülkeler için uzun dönemli küresel sera gazı salım azaltım hedefleri bulunmayan Kopenhag Uzlaşması, Uzlaşmayı kabul eden Sözleşme Ek-1 ülkelerinden, 31 Ocak 2010 tarihine kadar, bilgilendirme amaçlı olarak salım azaltım hedeflerini açıklamalarını bekliyor.

Uzlaşma metnini kabul eden gelişmekte olan ülkelerden de yine aynı tarihte azaltım hedeflerini (NAMAs) açıklamaları bekleniyor. Kopenhag Uzlaşma metni, gelişmekte olan ülkelerden özellikle Çin’in bu müzakereler sırasında en hassas olduğu Ölçme, Raporlama ve Doğrulama (MRV) konularında da önerilerde bulunuyor. MRV’nin ülkeler tarafından ulusal kapasite ile yapılması ve de BMİDÇS Sekretaryası’na ulusal bildirimler ile sunması gerektiğini belirtiyor. Gelişmekte olan ülkelerin azaltım ve uyum alanında çabalarına destek amacıyla kısa ve uzun dönemli finansman sağlanacağı duyurusu da yapılıyor. Bu destek ise 2010-2012 yılları arasında 30 milyar dolar, 2020 yılı itibariyle yıllık 100 milyar dolar yardım olarak tanımlanmış. Ancak en büyük eksiklik ise bunun hangi kaynaklar aracılığıyla yapılacağının tam tanımlanmamış olması. Kopenhag Uzlaşması’nda ayrıca Kopenhag Yeşil İklim Fonu, Teknoloji Mekanizması gibi yeni oluşumlar da göze çarpıyor. Bu mekanizmaların detaylı işleyişi hakkında da herhangi bir detaylı açıklama bulunmuyor.

Kopenhag sonucunda akılda tutulması gereken en önemli karar, müzakerelerin Sözleşme ve Kyoto Protokolü hattında bir sene daha Meksika’da gerçekleştirilecek olan COP 16 toplantısına kadar devam edileceği. Kopenhag Uzlaşması, kamuoyundan gelen baskı ve daha önemlisi dünya liderlerinin bir sonuç ortaya koymadan COP 15’i bitirmemesi için geçici olarak ortaya koyulmuş, zayıf bir çözüm olarak algılanabilir. Kyoto Protokolü’nün devamı ve Sözleşme hattında yürütülen ortak vizyon, azaltım, uyum, teknoloji transferi ve finansman konularında müzakereler takvimi belli olmasa da önümüzdeki yıl da devam edecek. Aslında çıkan Kopenhag Uzlaşması bir son değil, sivil toplumun ve özellikle ülkelerin daha da aktif bir şekilde görevlerini yerine getirmesi için gerekli 1 yıllık bir süreci ifade ediyor. O zaman BMİDÇS Sekretaryası’nın sayfasında COP15’e yaklaşıldıkça küresel bir anlaşmanın sağlanması için kalan gün, dakika ve saniyeyi belirten sayacı tekrar 365’den başlatmak gerekiyor. COP 16 toplantısına kadar geçen süreçteki politik ve sivil heyecanı kaybetmemek dileğiyle...

COP15, Çözüm İçin Hazır Olanlar da Vardı!

Kopenhag’da gerçekleşen iklim zirvesinden sonra “elimizde ne kaldı?” sorusu, gerek farklı medya kuruluşları gerek farklı ülkeler ve sivil toplum tarafından sıkça ele alınıyor. Bu anlamda ‘COP15 sonucu’ diyebileceğimiz Kopenhag Uzlaşması, bilim dünyasının gerçekleri ve bunu savunan toplumun beklentileri açısından tam bir hayal kırıklığı yarattı. Bu süreçte, 2 yıllık Bali Yol Haritasının bir sonucu olarak hukuki bağlayıcılığı olan bir anlaşmanın imzalanması bekleniyordu. Müzakereler sonucunda ülkeler için bağlayıcılığı olmayan, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için hedeflerin net bir biçimde ifade edilmediği ve ülkelerin 31 Ocak 2010’a kadar salım azaltım hedeflerini isteyen, kimilerine göre en kötü anlaşmadan bile kötü bir uzlaşma karşımıza çıktı.

Hükümetler COP 15 süresince politik bir isteksizlik sergilerken, farklı paydaşlar yan etkinliklerde ortaya koyabileceklerini tartıştı.

Özel Sektör; İklim sorununda iddialı, güçlü ve adil bir küresel çözüm çağrısı!

 

İş dünyası, zirvenin hem içinde, hem de dışında etkinliklerini sürdürürken, çözüm için bir dizi hazırlığı da tartışmanın ötesinde, hayata geçirmeye başlamıştı bile.

İngiltere’de çalışmalarını yürüten The Prince of Wales’s Corporate Leaders’ Group on Climate Change (Galler Prensi’nin İklim Değişikliği Özel Sektör Liderler Grubu) tarafından 10 Aralık 2009 tarihinde gerçekleştirilen yan etkinliğe; yapı, enerji, finans, sigorta, basım-yayın sektörü ve sivil toplumu temsil eden konuşmacılar, sürdürülebilir ve düşük karbonlu sürece geçişte özel sektörün, tüketicilerin alışkanlıklarının değiştirilmesinden teknolojik inovasyonun gerçekleştirilmesine kadar geniş bir ölçekte etkisinin olacağı vurguladı. Konuşmacılardan biri olan Skanska şirketinin üst yönetiminden Noel Morrin, “iklim değişikliğine karşı mücadelede teknik bir engelin olmadığını, sadece politik isteksizlik olduğunu” vurgulayarak sorunu ve çözüme hazır olduklarını çok net ortaya koydu.

The Prince of Wales’s Corporate Leaders’ Group on Climate Change tarafından Bali ve Poznan Bildirileri ile başlayan sürecin devamı olarak hazırlanan Kopenhag Bildirisi, 900’dan fazla özel sektör temsilcisi tarafından imzalandı.

REC Türkiye ve TÜSİAD işbirliği ile özel sektöre yönelik olarak oluşturulan İklim Platformu (http://iklimplatformu.org/), The Prince of Wales’s Corporate Leaders’ Group on Climate Change ile yeni bir ortaklık gerçekleştirdi. Bu ortaklık kapsamında, düşük karbon ekonomisine geçişin hızla yaşandığı bu süreçte, Türk ve yabancı özel sektör temsilcilerinin daha yakın bir işbirliği içerisinde çalışması için destek sağlanmasının kapısı aralanmış oldu.

İş dünyasının bir diğer adımı ise Sürdürülebilir Kalkınma İçin Dünya İş Konseyi (WBCSD) 11 Aralık’ta “Copenhagen Business Day- Kopenhag İş Dünyası Günü” etkinliğini düzenlemesi ile atıldı. 400’den fazla katılımcı, 40 konuşmacı ve panelist etkinlik çerçevesindeki bir günlük toplantılara katıldı.

İş dünyasının bu iki örneği dışında, COP15 öncesi Çin’in karbon yoğunluğunu 2020’ye kadar %40-45 azaltımını da anlamakta büyük fayda var. 15 Aralık 2009 tarihinde yan etkinlik olarak UNDP-Çin tarafından düzenlenen “Düşük Karbon Toplumuna ve Ekonomisine geçişte Çin’in adımları” başlıklı toplantıda rekabet açısından önemli tartışmalar yürütüldü.

Temelde, 2020 için karbon yoğunluğunu 2005 yılına göre %45 azaltacak olan Çin’in, devamında 2050’ye kadar bu azaltımı %85’e çıkartacağının bilgileri toplantıda sunuldu. Tartışmaların ulaştığı en önemli çıktı, karbon yoğunluğu azaltımı sayesinde Çin endüstrisinin rekabet gücünün artacağı yönündeydi. Düşük karbon pazarı, aynı zamanda daha az fosil yakıt ve sonucunda da düşük maliyet anlamına gelmesi noktasında, gelişen ve dünyanın sayılı üretici güçlerinden biri olan Çin’in, önümüzdeki dönemde maliyetleri düşürme anlamına gelen karbon yoğunluğu azaltımının ne kadar önemli bir rekabet aracı olarak kullanacağını ortaya konuyordu.

Gerek İklim Platformu’nun da işbirliği yaptığı Galler Prensi’nin İklim Değişikliği Özel Sektör Liderler Grubu, gerek Sürdürülebilir Kalkınma İçin Dünya İş Konseyi toplantıları, iş dünyası açısından iklim değişikliğine karşı mücadelede ekonomik model olan ve ekonomiyi karbonsuzlaştırma anlamına gelen Düşük Karbon Ekonomisi ifadesinin gelecek dönemde rekabet açısından daha güçlü olma, iklim risklerinde korunma gibi anlamları, iklim değişikliğine karşı mücadelede alt başlıklar olarak konumlandırdığını görüyoruz. Bu anlamıyla, şirketlerin, kurumsal sera gazı hesaplamaları, bu sonuçlar doğrultusunda azaltım hedeflerinin tespiti ve hayata geçirilmesinde ciddi adımlar atmaya başladığını görebiliyoruz.

Kopenhag zirvesinde özel sektörün, hem küresel var olma riski, hem de ekonomik olarak geride kalma riskine karşı adım atmaya başladığını çok net görüldü.

 

Yerel Yönetimler; Başarısızlık Bir Seçenek Olamaz!

ICLEI-Sürdürülebilir Kentler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Gino Van Begin, 17 Aralık 2009 tarihli yazısında yerel yönetimlerin sürece yaklaşımının çok net ortaya koyuyor; “Başarısızlık Bir Seçenek Olamaz!”

Yerel yönetimler, COP15’e çok farklı hazırlıklarla geldi ve süreçte hem taraf hem de çözümde oyuncu olduklarını ortaya koydu. COP 15 öncesi, 2,852 yerel yönetim 3,200’den fazla azaltım hedefi açıkladı. COP16 ev sahipliğini yapacak Mexico City, kent genelinde 2012 yılı itibariyle 2008 yılına göre %12 sera gazı salımı azaltımı hedefi ortaya koydu.

Bu amaca hizmet ile tüm dünya kentlerinin salım azaltım hedeflerini, bu yöndeki eylemlerini ve salım hesaplamalarını koordineli bir şekilde duyurma çabalarına destek sağlamak amacıyla, CarBONN - Bonn Yerel İklim Eylem ve Raporlama Merkezi kuruldu. ICLEI ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ortaklığıyla kurulan bu merkezin açılışı, 14 Aralık 2009 Pazartesi günü yapıldı.

Bütün bunların yanı sıra, süreci temsilciler dışında bizzat takip etmek için aralarında 250 belediye başkanının da bulunduğu 1,200 yerel yönetim temsilcisi yani küresel sera gazı salımlarının %75’inden sorumlu kentlerin “seçilmiş liderleri”, süreci yakından ve müzakerelere katılarak takip etti. Yerel yönetimleri temsilen katılımcı sayısının bu kadar yüksek olmasının sebeplerini daha derinlemesine incelemekte fayda var. Sürdürülebilir Kentler Birliği (ICLEI) İklim Merkezi Yöneticisi Yunus Arıkan, “Çok Kutuplu, Yeni Bir Dünya Kuruluyor! Bu Dünyanın Adı: Düşük Karbon Ekonomisi” diyor ve ekliyor;

“Merkezi hükümetlerin belirleyeceği radikal salım azaltım hedeflerinin yerine getirilmesinde, belediyeler ile işbirliğine gidilmezse ve doğru roller tanımlanmazsa, iklim değişikliğinden kaynaklı zararların azaltılmasında küresel başarı elde edilemez”.

Kopenhag’da hem sera gazı salımlarının en büyük sorumlusu, hem de iklim değişikliğinden etkilenecek yoğun nüfus bölgeleri olan kentlerin yöneticilerinin, hükümetleri beklemeden adım atmanın ötesinde, gönüllü projelerin meyvelerini topladıklarını da söyleyebiliriz.

COP15’de REC

 

Bölgesel Çevre Merkezi (REC), COP15 görüşmelerini yaklaşık 20 kişilik ekip ile takip etti. Hükümetlerarası Kuruluş-Intergovernmental Organisation statüsünde müzakereleri takip eden REC ekibinde Türkiye ofisini temsilen de katılım sağlandı. REC Türkiye tarafından zirve süresince hazırlanan elektronik günceler ile paydaşlar ile günlük olarak gelişmeler Türkçe olarak paylaşıldı. REC Türkiye ve TÜSİAD işbirliğinde özel sektöre yönelik olarak çalışmalarına başlayan İklim Platformu da COP15’de varlığını gösterdi. İklim Platformu ile REC Türkiye ve TÜSİAD işbirliği ile kurulan İklim Platformu, The Prince of Wales’s Corporate Leaders’ Group on Climate Change (Galler Prensi’nin İklim Değişikliği Özel Sektör Liderler Grubu) kuruluşunun küresel ortakları arasında yer alıyor. Bu ortaklık kapsamında, düşük karbon ekonomisine geçişin hızla yaşandığı bu süreçte, Türk ve yabancı özel sektör temsilcilerinin daha yakın bir işbirliği içerisinde çalışmasına olanak sağlayacak bu işbirliği de 10 Aralık 2009 tarihinde özel sektöre yönelik olarak gerçekleştirilen bir yan etkinlikte katılımcılar ile paylaşıldı.

 

Müzakerelerin son gününde hükümetlerarası kuruluşlara resmi üst düzey oturumda konuşma hakkı tanındı. Bu oturumda, REC İcra Direktörü Marta Szigeti Bonifert tarafından gerçekleştirilen konuşmada, REC’in Orta ve Doğu Avrupa’da gerçekleştirdiği çalışmalara değinildi. REC Türkiye ve TÜSİAD tarafından geliştirilen İklim Platformuna da özel bir vurgu yapıldı.

COP15’de Türkiye

 

Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne katılım ardından ilk taraflar konferansı olması açısından Kopenhag ayrı bir öneme sahipti ve önemli ilklere de sahne oldu. 2012 sonrası için adil ve sürdürülebilir bir anlaşma beklentisinin olduğu bu toplantıda Türkiye, yaklaşık olarak 100 katılımcı ile temsil edildi. Kamu kuruluşlarından üst düzey yöneticiler ve teknik kadroları temsilen uzmanlar, özel sektör ve yerel yönetimleri temsilen katılımcılar heyette yer aldı. Heyette bu sene milletvekilleri de yer aldı. Türkiye iklim müzakerelerinde tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanı düzeyinde de temsil edildi. Bunun yanında, 2012 sonrasına dair yürütülecek müzakerelerde müzakere heyetinin etkin olarak çalışmasını yönlendirmek ve desteklemek amacıyla Büyükelçi Mithat Rende heyete iklim müzakerecesi olarak katılım sağladı. İkinci hafta gerçekleştirilen üst düzey oturumda 17 Aralık 2009’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bir konuşmanın gerçekleştirilmesi, TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga’nın müzakerelerde Türk Heyeti ile beraber yer alması, iklim değişikliği tartışmalarının siyasi alanda sahiplenilmesi ve de iklim değişikliğinin ülke politikaları arasında sürekli olarak önemli bir düzeyde yer alması konusunda önemli bir kapıyı açıyor. Müzakere heyetinde farklı paydaşların yer alması konusunda gösterilen katılımcı sürecin, BMİDÇS’ye taraf olma süreci içerisinde 2001 yılında oluşturulan ve 2004 yılında revize edilen İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu’nun kamu dışındaki bilim camiası, STK’lar, özel sektör ve belediyeler gibi çeşitli aktörleri de gözlemci olarak daha etkin bir biçimde barındıracak şekilde revize edilmesi için bir fırsat olarak kullanılabilir. Özellikle bu sene ulusal ve uluslararası sivil toplumun gerek müzakereler öncesinde gerek müzakereler sırasında sergiledikleri daha kararlı ve katılımcı dikkat çekti. Türkiye’den TEMA, Greenpeace, WWF Türkiye, Yeşiller Türkiye, Genç Yeşiller, 350 Ankara ve İklim için Gençlik gibi farklı girişimler aktif bir biçimde müzakereleri ve yan etkinlikleri takip ederek güncel gelişmeleri Türk medyası ve kamuoyu ile paylaştı. Bu sene özellikle Türk medyasından temsilcilerin müzakereleri takip ederek basın yoluyla ulaştırdığı güncel haberlerin sayısındaki artış da göze çarptı.

 

 

Referans Kaynaklar

 

BMİDÇS Resmi Sitesi: www.unfccc.int

 

IPCC 4.Değerlendirme raporu; http://www.ipcc.ch/

 

Yeryüzü Müzakereleri Bülteni (ENB): http://www.iisd.ca/climate/cop15/

 

BBC News: http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/8403745.stm

 

GRIST: http://www.grist.org/article/2009-12-14-the-one-real-story-out-of-the-first-week-of-copenhagen/

 

IDDRI:http://www.iddri.org/Publications/Collections/Idees-pour-le-debat/Id_082009_guerin_wemaere_accord_copenhague.pdf

TÜSİAD Kopenhag İklim Zirvesi’ni Değerlendirdi.


TÜSİAD yaptığı yazılı açıklamada iklim zirvesinden alınan sonuçları değerlendirdi. “Kopenhag Mutabakatı” uzlaşma metninin, 2010’da Meksika’da gerçekleştirilecek COP 16’da resmi bağlayıcı bir nitelik taşıyacağını öngören açıklama Türkiye’yle ilgili değerlendirmelere de yer veriyor.

Açıklamanın Tam Metni İçin: http://www.tusiad.org/FileArchive/basin_bulteni_2009_105.pdf

"Kopenhag Zirvesi: Zayıf Mutabakat, Hedefsiz Türkiye"

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi, betam, araştırma görevlisi Barış Gençer Baykan tarafından hazırlanan "KOPENHAG ZİRVESİ: ZAYIF MUTABAKAT, HEDEFSİZ TÜRKİYE" başlıklı araştırma notunu yayımlamıştır. "7-18 Aralık 2009 tarihlerinde, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ( BMDİÇS) 15. Taraflar Konferansı’nda 192 ülke bir araya geldi. İki yıldır süren iklim müzakerelerinin sonucunda, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da zayıf ve hukuki bağlayıcılığı olmayan bir mutabakat çıktı. Küresel sıcaklık artışının 2 dereceden daha az olmasını sağlamak amacıyla emisyonlarda kısıtlama yapılması karara bağlandı fakat ülkelerin ne oranda sera gazı emisyonu azaltacağı konusunda bir hedef alınmadı. Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği ile mücadele edebilmeleri için 2010-2012 yılları arasında 30 milyar $, 2020’ye kadar da yıllık 100 milyar $’lık bir fon oluşturuldu. Türkiye, müzakerelerde herhangi bir salım indirim hedefi açıklamadı."

 

Metnin Tamamı İçin: http://betam.bahcesehir.edu.tr/UserFiles/File/ArastirmaNotu059.pdf

Oyun Bitmedi: Kopenhag Sözleşmesi’ni İklime Dost Hale Getirmek

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) yönetim kurulu başkanı Akın Öngör’ün Kopenhag Sözleşmesi’nin ardından WWF-Türkiye web sitesinde yer alan yorumu ise şöyle: ‘‘İklim değişikliğiyle mücadele ve finansman konularında küresel hedeflerden uzak, siyasi iradenin yansıtılmadığı ve yasal bağlayıcılığı bulunmayan metin, düşük karbon ekonomisine geçişin ertelendiğini gösteriyor. COP 15, fiyasko diye nitelendirilebilecek bir şekilde sonuçlandı. Dünya liderlerinin konuşmalarını dinlediğimizde, liderlerin küresel ısınmayı, dünyayı felakete sürükleyecek ‘2 derecenin’ çok altında tutmak için uzlaşmaya vardıklarını görüyoruz. Ancak ortaya çıkan metne baktığımızda masanın üzerindeki taahhütler, küresel ısınmanın 3 derecenin üzerinde sonuçlanacağını bilimsel olarak ortaya koyuyor. Müzakereler sırasında Türkiye’nin tutumu da yalnızca kendi konumunu belirlemeye yönelikti. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında yer alsa da, emisyonlarının artış hızıyla, sorumluluğu alması gereken ülkeler arasında yer almaya aday.’’

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.wwf.org.tr/page.php?ID=264

Kopenhag’dan Geriye Kalan

ICLEI - Sürdürülebilir Kentler Birliği İklim Merkezi Yöneticisi Yunus Arıkan’ın Kopenhag İklim Zirvesi ile ilgili değerlendirme yazısında, Kopenhag´ın genel bir değerlendirmesi, Kopenhag öncesi iklim

müzakerelerin genel özeti, Kopenhag´da son günün son saatine kadar yaşanan gelişmeler, bu çerçevede ülkelerin konumları ve en son Türkiye´nin konumuna dair bireysel gözlemler yer alıyor.

Metnin Tamamı İçin: http://85.111.0.94/dyn_files/42/1129-Yunus-Arikan-Kopenhagdan-Geriye-Kalan.pdf

İklim Zirvesi Tam Bir Hayal Kırıklığıydı

ABD Başkanı Barack Obama, Danimarka`nın başkenti Kopenhag`da düzenlenen iklim zirvesinde hayal kırıklığı yaşandığını itiraf etti. Dünya uzmanlarının uğradığı hüsranı haklı bulduğunu dile getirdi. Obama, PBS haber kanalına yaptığı açıklamada, `ABD olarak durduğumuz yeri koruduk ancak, genel hayal kırıklığı doğrudur.` ifadelerini kullandı.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.tumgazeteler.com/?a=5825406

Üniversitelere Jean Monnet Fonu

Üniversiteler ve üniversite düzeyindeki kurumlar Jean Monnet Modülleri ve Jean Monnet Kürsüleri oluşturmak ve Konferans ve Seminerler düzenlemek için bu programdan yararlanabilir: Avrupa Komisyonu’nun Jean Monnet Programı Avrupa entegrasyonuna ilişkin bilgilerin dünya genelinde yaygınlaştırılması ve bunlar hakkında farkındalık yaratılması amacıyla hazırlanmıştır.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ab-ilan.com/index.php/hibe-ve-fonlar/35-hibe-ve-fon-haberleri/2033-ueniversitelere-jean-monnet-fonu

Gelecek, Senin Fikrinle Yeşerecek

İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü öğrencileri 3-6 Mart 2010 tarihleri arasında İTÜ Maçka Yerleşkesi’nde artık bir klasik haline gelen Yönetim Bilimleri Kongresi’nin onuncusunu düzenleyeceklerdir. Kongre kapsamında tüm lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin katılabileceği bir proje yarışması yapılacaktır. Yarışmaya Yeşil İnovasyon (çevre dostu yenileşim) konulu projeler kabul edilecektir. Yarışmanın sloganı “Gelecek, senin fikrinle yeşerecek” olarak belirlenmiştir.

Bilim Kurulu’nun değerlendirmeleri sonucunda belirlenecek olan 8 finalist proje 3-6 Mart 2010  tarihlerinde kongre katılımcılarına sunulacaktır

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ybk.org.tr/

Türkiye'ye Tarım Ve Balıkçılık Fonu

AB, sivil toplum diyaloğu kapsamında Türkiye için yeni hibe programını yayımladı.

Tarım ve Balıkçılık Hibe Programının genel hedefi, potansiyel faydalanıcıların Avrupa Birliği politika ve uygulamaları konusunda daha fazla bilgi sahibi olmalarını ve bu hususları daha iyi anlamalarını sağlamak. Türkiye genelinde uygulanacak programın toplam bütçesi 2,200,000 Avro'dur. Hibe Programı için başvuru 22 Mart 2010 saat 16:00'da sona ermektedir. Hibe başvuruları Merkezi Finans ve İhale Birimine yapılacaktır.

 

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ab-ilan.com/index.php/hibe-ve-fonlar/35-hibe-ve-fon-haberleri/2097-ab-tarim-balikcilik-fonu-ab

AB Çevre Projesi İçin Asistan İlanı

AB'nin Türkiye'de yürüteceği çevre projesi için dil asistanı aranıyor.İlgilenen adayların en geç 8 Ocak 2010 Pazar gününe kadar  zeynel.kokcam@tarim.gov.tr email adresine başvurularını iletmeleri gerekiyor.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ab-ilan.com/index.php/is-firsatlari/25-ab-uzmanlar/2117-ab-proje-asistan-rta-ilan

Stratim Proje Asistanları Arıyor

Stratejik İletişim Merkezi (Stratim) Ankara ofisinde çalıştırılmak üzere proje asistanları alınacaktır. İlgilenen adayların en geç 10 Ocak 2010 Pazar gününe kadar kiniklioglu@stratim.org.tr email adresine fotoğraflı özgeçmişlerini göndermeleri gerekmektedir.

Ayrıntılı Bilgi İçin:http://www.ab-ilan.com/index.php/is-firsatlari/25-ab-uzmanlar/2130-stratim-proje-asistanlari

Twinning Programı İçin Proje Asistanı

AB'nin Türkiye'de yürüteceği çevre konulu twinning projesi için proje asistanı aranıyor. Son başvuru tarihi 8 Ocak 2010.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://www.ab-ilan.com/index.php/is-firsatlari/25-ab-uzmanlar/2118-ab-twinning-proje-asistan

AB Türkiye Maddi Destek Konferansı

AB Türkiye Maddi Destek Konferansı, TOSYÖV, KOSGEB, TOBB, TBM, TMMMB işbirliği ile 21- 22 Ocak 2010 tarihlerinde İstanbul Elite World Otel’de gerçekleştirilecektir.
Ayrıntılı Bilgi ve Kayıt İçin:
http://www.semor.com.tr/index.phpoption=com_content&view=article&id=377&Itemid=999

21. Yüzyıl Uygarlığını Yakalamak; Düşük Karbon Ekonomisine Geçişte Teknoloji, Finans ve Tedarik Zinciri

Bölgesel Çevre Merkezi  (REC) Türkiye Ofisi ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) işbirliği ile kurulan İklim Platformu, Kopenhag İklim Değişikliği Zirvesi öncesi "21. Yüzyıl Uygarlığını Yakalamak; Düşük Karbon Ekonomisine Geçişte Teknoloji, Finans ve Tedarik Zinciri" adlı bir rapor yayınladı.

Rapora Ulaşmak İçin: http://www.iklimplatformu.org/files/IklimPlatformu_YoneticiOzeti.pdf

Ekoloji-Çevrebilimi ve Çevre Sorunları

Prof. Dr. Galip Akın, Tiygem Yayıncılıktan yeni çıkan “Ekoloji-Çevrebilimi ve Çevre Sorunları” kitabında, ekoloji bilimi hakkında genel bir giriş yaptıktan sonra, ekoloji sınıfları, ekosistem, ekolojik döngüler, besin zinciri, enlemlere göre yaşam kuşakları, kirlenme, küresel çevre sorunları gibi pek çok başlık altında değerli bilgiler veriyor.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://yesilgundem.blogspot.com/2009/02/turkiyede-cevre-politikalar-ve-cevre.html


Bu bülten Avrupa Komisyonu finansal desteği ile hazırlanmaktadır.
REC Türkiye ve çalışmaları ile ilgili daha fazla bilgi için www.rec.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.